|
YAZI: Yeşer Sarıyıldız
Alexander tekniği benim için yeni, dünya için eski olup incelerken bi’ taraftan “hadi ya” diyerek şaşırmayı ihmal etmediğimiz tekniklerden. Yaptığı şey; hastaya, vücudunu öğrenilmiş, sonradan eklenmiş hareketlerden kurtarıp kendi temel, doğal duruşu ve hareket biçimlerini kazanmayı öğretmek. Bense tekniğin tüm bu ciddiyetine karşın, tüm Alexanderlara Alex denmesi adetini bozmayıp yazının geri kalanında “Alex duruş tekniği” olarak bahsedeceğim. Az biraz lakayıt günümdeyim, evet.
Hepimizin mutlaka geçmişte bi’ gün bilgisayar karşısında otururken vücudumuza ettiğimiz eziyetlerle ilgili forward mailler düşmüştü inboxımıza. Bu da değil sadece; “Yeni bi’ sırt almam lazım, hatta bel de alsam hiç fena olmayacak” da demişizdir mutlaka. Aslında olayın özünde, resmen oturmayı kalkmayı bilmiyoruz! Tabii ben bunu 2010 yılında söylerken Matthias Alexander (bizim Alex) 1932’de kitabını bile yayınlamış, adına da “Kendini Kullanma” demiş. O zaman bu teknik şu anki kadar ciddiye alınıp aradan geçen 78 yıl boyunca insanlar “kendini kullandırma, oturmayı kalkmayı bil” demek yerine “kendilerini kullansalardı”; bugün kambur insan evladı kalmazdı belki de dünyada; kim bilir… Hatta bununla da kalmaz, konuşma bozukluklarına ve solunum güçlüklerine de çözüm bulurlardı. Aslında zaten bu tekniğin çıkış noktası Alex’in konuşma bozukluğu diyerek olayın başı konusunda bilgilendireyim sizi. 1869 yılında doğup şiir ve şarkılar söyleyen Alex, sesini yavaş yavaş kaybetmeye başlayınca bizim gibi depresyona girip tavana bakmak yerine aynanın önüne geçip şiir okurken kendini incelemeye başlamış ve vücudunu yanlış kullandığını fark etmiş. Her söyleyişe başlarken kafasını geriye itip boğazını kalınlaştırıyormuş, bildiğiniz tribe giriyormuş açıkçası. Böyle garip hareketler yapmayıp gerilim yaratmadan, sakin sakin konuşabilinceye kadar egzersiz yapmış ve bu sayede sesini düzeltmiş. Ve evet, mutlu son; sonrasında da hiç kaybetmemiş.

yanlış oturuş doğru duruş
Bununla kalmayıp nefes alma ve düzgün durma alıştırmaları yapmaya devam eden Alex, kendini daha sağlıklı hissetmeye ve kendine güveninin arttığını –muhtemelen yeni bi’ teknik bulduğunu fark ettiği içindir- görmeye başlamış ve tekniğini diğer insanlarla paylaşmış. Alınan sonuçların iyi olduğunu söylememe bile gerek yok zaten, 2010 yılında hala Alex’i konuştuğumuza göre.
Alex tekniği vücuda duruş dengesini yeniden kazandırmayı amaçladığından özellikle aktörler, müzisyenler ve dansçılar gibi eğitimden büyük oranda faydalananlar için çok değerli bugünlerde. Hatta Victoria Beckham topuklu ayakkabı giymekten bozulan duruşunu Alex tekniği sayesinde düzeltmişti hatırlarsanız. Tabii ki hatırlamazsınız, ben de araştırırken öğrendim zaten. Hatırlamadığımızdan da belli olduğu gibi popülaritesinin nedeni Victoria değil. Kişinin kendini iyi hissetmesini sağladığı ve kimi zaman da sağlığı yerinde olmayanları iyileştirdiği için bir alternatif tedavi türü olarak gittikçe daha popüler olmakta ve unutmadan, stresi de azaltıyor. Yalnız belirtmeliyim ki, tıbbi bir yöntem değil bu. Zaten Alex’in kendisi de metodunun, hiçbir zaman tıbbi bir tedavi yöntemi olduğunu ima etmemiş, bir tür kendi kendine yardım metodu oluğunu belirtmiş.
Peki nasıl uygulanıyor bu teknik?
Olayın özü bu cümlede saklı aslında. Ayakta duruş ya da oturuş şeklimiz bize fark ettirmeden birçok kası gerilim altına sokabiliyor ve tesadüfe bakın ki, kas gerilimi ciddi bir sorun. Esnekliği ve serbestliği kaybolan vücut, beyine de baskı uygulamaya başlıyor ve bunun sonucu olarak da stres, düşünce bozuklukları, çeşitli fiziksel ve ruhsal rahatsızlıkların ortaya çıkmasına sebep oluyor. Sonra uzanıp tavana baksan da çare bulamıyorsun işte. Ayrıca biz bu bozulmaların doğal olduğuna yani yaşlılıktan olduğuna inanıyoruz ve bu nedenle düzeltmek adına çok az şey yapmaya koşullanmışız. Teknik zaten basit bi’ teknik olmakla birlikte; aslında bu bozulmalarımız da normal ya da kaçınılmaz değiller.
Her gün onlarca stresin altında kalıyor, bi’ taraftan da aradı-aramadı diye düşünüp kendimizi yiyip bitiriyoruz. Bu stres daha sonraları kas gerginliğine dönüşüyor ve kontrolsüz bırakılırsa, hipertansiyon, koroner tıkanıklık (kalp krizi), mide rahatsızlıkları, baş ağrıları ve migren, uykusuzluk, eklemi oluşturan kemiklerdeki kronik bozulmalar, deformasyon ve sırt ağrılarına yol açıyor. Sırt ağrıları –ki bende mevcut- ve migren en yaygın olanları tahmin edebileceğiniz gibi. Stresin dışında yanlış duruş da var tabii; ama ben öncelikle durup Türk erkeklerine selam etmek; sonra da siz kadınlara dönüp en klişe halimle “Değer mi canım? Değer mi?” demek istiyorum. Burda bi’ nefes alıp Richard Brenman’ın Alexander Tekniği kitabından olan alıntıyla baş başa bırakacağım sizi müsaadenizle.
“Zihin ile beden arasında iki yönlü bir ilişki vardır. Geçmişte oluşan kaygı ve olumsuz düşünceleri gündelik yaşamın stres ve sıkıntılarıyla birleştiren zihin hem ağırlaşır hem de vücut üzerinde baskı kurar. Bilinçli ve bilinçsiz düşüncelerimizin ağırlığıyla farkında olmadan bazı kaslarımız gerilmeye, vücudumuz kalıplara girmeye ve esnekliğini kaybetmeye başlar. Kalıplaşan vücut yanlışları ise bedenin dengesini bozduğundan zihne daha çok baskı olarak geri döner. Vücudu tanımak, onu dinlemek bu yanlışları görmemizi ve düzeltmemizi sağlayacaktır; çünkü beden kendi için ‘doğru’yu da bilir ve onu hedefler.”
“Beden zaten kendi diliyle sürekli konuşur; ona kulak vermek bir seçim, dinlemek zevkli ve kolaydır. O, içinde zaten var olan zarafet ve uyumu göstermeye isteklidir.”
Evet, şimdi geçebiliriz “nasıl”ına. Öncelikle Alex tekniğinde doktor yok; öğretmen var. Bir uzmanın sizi desteklediği kendini eğitme süreci de diyebiliriz. Öğretmenler sizde hangi hatalı duruşun var olduğunu saptıyorlar. Öğrencinin düz ve sert bir yüzeye uzanması isteniyor ve öğretmenin cesaretlendirmesi eşliğinde normal refleksleri bastırma temalı eğitim başlıyor. 45er dakikalık seanslardan oluşan sekiz haftalık eğitim diye bir şey okudum; ama bunun doğruluğundan emin değilim açıkçası. Kulaktan duyma bilgi olarak kalsın yine de sizin aklınızda… İşin güzel tarafıysa öğrencilerin yapacağı günlük alıştırmaların olmaması. Tabii yine de en fazla faydayı elde etmek için günlük hayattaki pratikleri 1 yıl kadar sürdürmeniz gerekiyor; ama zaten öğrendiğiniz tekniğini hayatınıza yerleştirmek bu da.
Evet, Alex tekniği bu kadar. Geçmiş olsun diyerek yazıya burda son verirken, öğrendiğim ve bence çok ilginç bi’ bilgiyi de paylaşmadan duramıyorum.
Boyumuz da kilomuz gibi gün içinde değişiyormuş. Bir gün boyunca 2.4 cm kadar kaybediyor, fakat bunu gece boyunca uyurken geri kazanıyormuşuz. Bu değişikliğin başlıca nedeni omurga basınç altındayken gün boyunca sıvı kaybeden ve omurga yataktayken gece boyunca bunu tekrar kazanan intervertebral disklerin boyutu ve şekliymiş. Miş miş. Bu sıvının büyük miktarı yere yatışın ilk yirmi dakikasında geri kazanılıyormuş. Bundan dolayı gün ortasında uzanma, diskleri yeniliyor; böylece günün kalan kısmında daha verimli ve etkili çalışılabiliyormuşuz. Öle uykunuza laf eden olursa aklınızda bulunsun. (göz kırpıyorum burda)
Bence bu soruya cevap vermeden önce gerçekten neden ihtiyacımız var ya da var mı ona bi’ bakalım.
“Fiziksel, zihinsel ya da ruhsal, her hareketi kas gerilimine dönüştürürüz”
|