| Aldatılma |
|
|
|
| Administrator tarafından yazıldı. |
| Pazartesi, 22 Mart 2010 21:54 |
|
Aldatıldığını öğrenmenin dayanılmaz hafifliği YAZI: Burçak Külcü Dikkat edersen sevgili okuyucu aldatılmanın dayanılmaz hafifliği değil mevzu, bunu öğrenmenin insana verdiği acayip duygu şu anda ilgi alanım. Bizler ki erkeklerin her lafına saf saf inanıp, kendilerini bize tanıttıkları şekilde onları kabul eden bir cinsin efradıyız. Mesela benim sevgilim (gayet eski şu anda) bana kendisini, empati yeteneği fevkaladenin fevkinde, en sosyalist adamdan daha eşitlikçi, ilişkideki kuralları iki taraf için de kabul eden biri olarak tanıttığı için ben yaklaşık 8 aydır sevgilimi (eski) acayip bi yerlerde görüyordum, yani o asla yapmaz, ben istemesem oraya gitmez gibi milyon tane inancı bi arada kendi içimde tutmuşum, bu akşam fark ettim. Bunu da öyle sarsılmaz fikirlerle desteklemişim ki. Neden peki? Çünkü adam bana, “ben böyleyim bak” demiş. “Hani ben Supermanim aslında bakma böyle Clark Kent bile olamayan halime” dese ona da inanacakmışım, vay anasını!
O kadar kötü olmadım. Yani kötü oldum; ama bayılmadım. Yine de o anda annemin hiçbir şeyi bilmeyen haliyle bana getirdiği fıstıklı çikolatayı yiyemedim, bakamadım bile o yöne. Kötü olmadım çok; ama en sevdiğim şarkıcı deli gibi en sevdiğim şarkıyı söylerken televizyonda duyamadım onu, sahi nereden anladım en sevdiğim şarkı olduğunu? Çok kötü olmadım; ama monitörde söylediği yalanların ispatı dururken gözlerimin arkasında bi çeşme varmış da biri musluğu açmış gibi su akıttığımı o gözlerden fark etmedim. Kötü olmadığımı düşünürken, o kadar da koymadı zaten buna hazırdım derken aslında hiç hazır olmadığımı, kafama balyoz yemiş gibi olduğumu, bi süre sonra her şeyi anlayan annemin bana getirdiği bi kadeh içkiyle anladım.
Kabul ediyorum, çok kötü oldum. Kesselerdi bi yerimi, onun en çok sevdiği yerimi, göbeğimi mesela, deşselerdi kan akmazdı o an.
Bu kadar afili cümle kurup, acımı anlattıktan sonra kafanda oluşan şu soruyu duyabiliyorum; peki hafiflik bunun neresinde? Tam da şurasında; öyle bi ilişki düşün ki sevgili okuyucu, seni yemiş, bitirmiş, aylar boyunca ayrılmışsın, pişman olmuşsun, barışmışsın, dayanamamış yine ayrılmışsın, yalama olmuş artık tekrar barışmışsın… Öyle bi kalmışsın ki, Araf’ta Mungan’ın dediği gibi bir yanın çılgın nar ağacı, bir yanın buz sarayı. Deli gibi sevişmek istediğin adamla konuşmak istemiyorsun, bitmesi gerek biliyorsun, bitiremiyorsun. Peki bu ilişkide bitiş için gerçekten ne gerekli sence? Aldatıldığını öğrenince bu oluyor işte. Aşkından ölsen de, içim yanıyor, geberiyorum desen de dönüşü yok biliyorsun. Sen istesen de içinde kırılan en ince duygun, belki kadınlık belki insanlık onurun, gururun engelliyor tekrar dönmeni. Herkes için böyle olmadığını bilmiyor değilim elbet, araya giren yabancı kollardan sonra birbirine dolanan çok beden gördüm; ama karnında o adamın bebeğini taşıma ihtimali olduğunu da yine aldatıldığını gün öğrenen ve dönüş yok diyen kadınlar da… Hafiflemek ya da daha da ağırlaşmak sana kalmış da, söylemiş miydim? Kötü oldum çok… |
| Son Güncelleme: Cumartesi, 08 Mayıs 2010 21:00 |
Reklam
Anket
Paylaş
Bazı Veriler
Üyeler : 164İçerik : 129
İçerik Tıklama Görünümü : 100158
Son Yorumlar
İster İnan İster İnanma yine d...
onu bilmem ama yolunuz çanakkaleye düşerse abla ka... Yorumun Devamı
24.08.10 14:45
By canan yılmaz
Sence Erkekler Neden Uzak Doğu...
Her ne kadar kendim uzak doğulu kadınlardan hoşlan... Yorumun Devamı
08.07.10 13:35
By NoktaliVirgul
Sence Erkekler Neden Uzak Doğu...
Ben söyleyeyim... Kendini düşünmeden sınırsız hizm... Yorumun Devamı
08.07.10 11:39
By Doruktan
PMS
Pre Mensturation Syndrome. Menstürasyon öncesi sön... Yorumun Devamı
06.07.10 07:00
By kandemir
Erkek Arkadaş
tebrik ederim çok güzel bir yazı olmuş senin kadar... Yorumun Devamı
28.06.10 21:17
By yasin buğra








Yorumlar
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.